

CÜZ : 5 - SAYFA : 95 - SÛRE : 4 - NİSÂ : 95 - 101
95. Mü'minlerden, özür sahibi olanlar dışında,
evlerinde oturanlarla, malları ve canlarıyla Allah yolunda,
İslâm uğrunda cihad edenler bir olmaz.
Allah malları ve canlarıyla cihad edenlere, dünya
ve âhirette imtiyazlar tanıma lütfunda bulunmuştur.
Allah bütün müslümanlara en güzel makamlar, mevkiler,
göz alıcı mükâfatlar va’detmekle birlikte,
hayatlarını ortaya koyan, konuşan, yazan, hesapsız
servet harcayan mücahitleri, büyük mükâfat vererek
evlerinde oturanlara üstün kılmıştır.
96. Onlara rızasının gereği,
cennette derece derece yüksek makamlar vererek,
bağışlama ve rahmetiyle üstün kılmıştır.
Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.
* 97. Haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkmayarak,
hicret etmeyerek, zâlim idareler altında
yaşayanların, kendilerine zulmedilmesine
aldırmayanların ruhlarını alarak ölümlerini
gerçekleştirirken, melekler:
“- Hangi milletin içinde,
nasıl bir yerde idiniz?” diye sorarlar. Bunlar:
“- Biz yeryüzünde temel hak ve hürriyetleri
kısıtlanmış, baskıcı, zâlim idareler altında
ezilen çaresizlerdik” diye cevap verirler.
Melekler de:
“- Allah'ın ülkesi geniş değil miydi?
Hürriyetlerinize sahip çıksaydınız, devletinizin
değerini bilip, baskılara boyun eğmeyerek özgürce
Allah'a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği
yapmak için hicret etseydiniz ya!” derler.
İşte onların mekânları cehennemdir.
Orası ne kötü bir cezalandırma ve nihaî dönüş yeridir.
98. Ancak gerçekten çaresiz kalan, çare icat edecek
gücü olmayan, bir çıkış yolu bulamayan erkekler,
kadınlar ve çocuklar bu ihtarlara muhatap değildir.
99. İşte bunları, Allah'ın affetmesi umulur.
Allah çok affedicidir, kullarını daima koruma kalkanına alır.
100. Allah yolunda baskı, zulüm ve işkencenin
hâkim olduğu memleketlerinden, özgürce Allah'a
kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği
yapmak için hicret eden kimse, yeryüzünde, İslâm’a,
müslümanlara hayat hakkı tanımayanları dize getirecek
birçok kaleler, stratejik bölgeler, imkânlar, bolluk,
güç ve özgürlükler bulur.
Kim, Allah ve Rasûlü uğrunda baskı, zulüm
ve işkencenin hâkim olduğu memleketlerinden,
özgürce Allah'a kulluk ve ibadet etmek, güç
ve gönül birliği yapmak için hicret ederek
evinden çıkar da, sonra kendisine ölüm gelir çatarsa,
artık onu mükâfatlandırmak Allah'a vacip olur.
Allah samimi kullarını koruma kalkanına alır,
çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.
* 101. Yeryüzünde ticaret ve rızkınızı kazanmak için
sefere çıktığınız zaman, kulluk sözleşmesindeki ortak
taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk
bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda
ısrar edenlerin, kâfirlerin, size baskı, zulüm
ve işkence etmesinden endişe ederseniz,
namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur.
Şüphesiz kâfirler, sizin apaçık düşmanınızdır.