CÜZ : 1 - SAYFA : 17 - SÛRE : 2 - BAKARA : 102 - 105

102. Yahudiler, Süleyman’ın devleti,
iktidarı aleyhine şeytanların,
şeytan tıynetli ahlâksız azgınların,
şeytanî güçlerin uydurup ortaya sürdükleri
şeylerin, rüzgarın ve cinlerin Süleyman’a
hizmetinin sihirle gerçekleştirildiği
uydurmasının ardına düştüler.

Süleyman sihirle uğraşarak inkâr edip
kâfir olmamıştı. Fakat şeytanlar, şeytan tıynetli
ahlâksız azgınlar iyice küfre saplandılar.
İnsanlara sihri, büyüyü öğretiyorlardı.

Babil’deki iki meleğe, Hârût ve Mârût’a,
sihirle ilgili bir bilgi, bir emir
ve hüküm indirilmemişti.

Ayrıca bu iki melek herhangi bir kimseye:
“- Biz, yalnızca itaatkâr ile âsiyi,
mü’min ile münafığı ayıran imtihan için görevliyiz.
Öğreteceğimiz şeylerin kötüye kullanılması,
sihirde kullanılması küfürdür.

Sakın, bunları kötüye kullanıp küfre girme” diye
ikaz etmedikçe bir şey öğretmiyorlardı. İnsanlar
bunlardan, kocanın karısı ile arasına geçimsizlik,
ayrılık sokacak şeyler öğreniyorlardı.

Fakat Allah’ın ilmine, planına, iradesine
uygun olmadıkça kimseye zarar veremediler.
Kendilerine zarar veren, fayda sağlamayan
şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki,
sihri satın alanların âhiretten, ebedî yurttan
nasiplerinin olmayacağını da biliyorlardı.

Uğruna kendilerini sattıkları şey ne kötüdür.
Keşke bunu anlayabilselerdi.

103. Keşke imân edip, Allah’a sığınıp,
emirlerine yapışarak günahlardan arınıp,
azaptan korunsalar, kulluk
ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve
özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davransalar,
dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olsalar,
takvâ esaslarını benimseselerdi,
elbette Allah katından verilecek mükâfat
daha hayırlı olacaktı.

Keşke bunları anlayabilselerdi.

* 104. Ey iman nimetine kavuşanlar,
peygambere ve idarecilerinize,
“- Dinî, siyasî ve idarî otoriteni
bizim de çıkarlarımızı dikkate alarak,
menfaatlerimizi gözetip kollayarak kullan”
demeyin, peygambere ve kendinize
hakaret içerecek iltibasa meydan vermeyin.

“- Kur’an, sünnet ve ilmî esaslarla,
örfün kuralları ve aklın verileriyle çalışan,
sesimize kulak veren, yardım, destek
ve imkân sağlayan, bize neler kazandırılabileceğinin
hesabını yapabilen, ihtilâfları halleden,
meseleleri zamana yayarak çözen,
danışarak tedbir ile bizi yöneten hükümet ve
meclis kur, bakanlar ve hâkimler tayin et” deyin.

Rasûlüllahın tebliğini,
teşriini, uygulamak - hayata geçirmek niyetiyle,
can kulağı ile dinleyin, icabet edin.

Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip inkârda
ısrar edenler, kâfirler için can yakıp inleten
müthiş bir azap vardır.

105. Ehlikitap'tan ve ilâhlığında, otoritesinde,
mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşan
müşriklerden kulluk sözleşmesindeki
ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk
ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek
örtbas edip inkârda ısrar edenler,
Rabbinizden size sorumluluklarınızı
tevdi etmek üzere bir hayır, Kur’ân’dan
bir sûre, bir âyet indirilmesini arzu etmezler.

Allah ise, rahmetini, peygamberliği
ve hidayeti, sünnetine, düzeninin yasalarına
uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi,
akıllı ve sorumlu kimselere lütfeder.

Allah çok büyük lütuf sahibidir.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa