

CÜZ : 1 - SAYFA : 18 - SÛRE : 2 - BAKARA : 106 - 112
106. Biz bir âyet nesheder,
yürürlükten kaldırırsak veya unutturursak,
ondan daha hayırlısını veya benzerini
vahy ile getiririz. Allah’ın gücünün
kudretinin her şeye yettiğini, her türlü
düzenlemeyi yaptığını bilmiyor musun?
107. Göklerin ve yerin hâkimiyetinin ve
mülkiyetinin Allah’a ait olduğunu bilmiyor musun?
Sizin de Allah’ın dışında, kulu durumundakilerden
ne emrinde olduğunuz bir otorite, ne koruyucunuz,
ne de bir yardım edeniniz vardır.
108. Yoksa siz, daha önce
Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi,
peygamberinizi sorguya çekmek, Mûsâ’dan istendiği gibi
Rasûlünüzden büyük mucizeler mi istiyorsunuz?
Kim imânı inkârla, küfürle değiştirirse,
doğru, dengeli bir hayat tarzından uzaklaşır,
başına buyruk hareket ederek dalâlete düşer.
109. Ehlikitab'ın çoğunluğu,
hakikat kendilerine ayan beyan belli olduktan sonra,
sırf, içlerindeki kıskançlıktan dolayı
sizi imânınızdan vazgeçirip küfre döndürmeyi
arzu ederler. Buna rağmen Allah’ın
onlarla ilgili planını gerçekleştirinceye kadar
onları sorgusuz sualsiz affedin, azarlamadan,
kınamadan onlara hoşgörü ile davranın.
Allah’ın gücü kudreti her şeye yeter.
110. Namazları erkânına, şartlarına, vaktine
riayet ederek âşikâre kılın. Vicdanınızı,
servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran,
berekete vesile olan zekâtı verin.
Önceden kendiniz ve birbiriniz için
yaptığınız hayırların, iyiliklerin tamamını
Allah katında bulacaksınız.
Allah işlediğiniz amelleri biliyor, görüyor.
111. Onlar:
“- Yahudi ve hıristiyan olanların dışında
kimse, asla cennete giremeyecek” dediler.
Bu onların kuruntuları, hayal mahsulü arzularıdır.
Sen de onlara:
“- Eğer doğru söylüyorsanız, delilinizi getirin” de.
112. Evet, kim iyiliği, iyi niyetleri,
dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini,
devamlı davranışlarına, ilişkilerine,
görevlerine, hayatına yansıtan,
samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe,
iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan,
işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve
başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar,
kalıcı hizmetler yapan müslüman idareci,
askerî erkân ve müslüman olarak, varlığını,
benliğini Allah’a teslim eder,
hükmüne rıza gösterir, İslâm’ı yaşayan
bir müslüman olursa, onun mükâfâtı Rabbi katındadır.
Böylelerine her iki dünyada da korku yok.
Geride bıraktıkları yakınları ve yapamadıkları
şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar.