

CÜZ : 1 - SAYFA : 19 - SÛRE : 2 - BAKARA : 113 - 119
113. Hepsi de kitabı, Tevrat’ı,
İncil’i okumakta oldukları halde yahudiler:
“- Hıristiyanlar, amellerine, ibadetlerine
değer kazandıran hak bir dinde,
bir şeriat üzerinde değildirler” dediler.
Hıristiyanlar da:
“- Yahudiler, amellerine, ibadetlerine
değer kazandıran hak bir dinde,
bir şeriat üzerinde değildirler” dediler.
Kutsal kitaplarla ilgili bilgilere
sahip olmayanlar da, birbirleri hakkında
onların söylediklerine benzer sözler söylediler.
Allah, kıyamet günü, kasıtlı ihtilâf çıkarmaya,
çarpıtmaya devam ettikleri konularda
onların arasında hükmünü verecektir.
114. Allah’ın mescitlerine, mescitlerde
Allah’ın zikredilmesine, Allah’a ibadet edilmesine,
Allah’ın dininin, şeriatının anlatılmasına
mani olanlardan, mescitlerin harap olmasına
çalışanlardan, daha zâlim kim olabilir?
Böylelerinin o mescitlere korka korka
girmekten başka seçenekleri de yoktur.
Dünyada onlar için zillet vardır.
Onlar âhirette, ebedî yurtta da
büyük bir cezayı hak etmişlerdir.
115. Doğu da, batı da Allah’ındır.
Allah’ın emrini yerine getirme, Allah’ın rızasını
kazanma niyetiyle hangi tarafa dönerseniz dönün,
Allah’ın rızası oradadır.
Allah’ın nimeti ve rahmeti geniştir.
O her şeyi bilir.
116. “- Allah kendisine oğul edindi” dediler.
Haşa, O bundan münezzehtir.
Ama göklerdeki ve yerdeki varlıkların ve imkânların
hepsi O’nun mülkündedir, O’nun tasarrufundadır.
Her şey O’nun emrine boyun eğmiş,
saygıyla, zikrederek görevlerini yapmaktadırlar.
117. O, göklerin ve yerin yoktan var edicisi,
eşsiz yaratıcısıdır. O bir planı
gerçekleştirmeye karar verince, sadece ona:
“- Ol” buyurur, o da sünnetullaha uygunluk içinde
süratle oluş sürecine girer.
118. İlimden nasipleri olmayanlar:
“- Allah bizimle konuşmalı, ya da bize bir âyet,
bir mûcize, maddî bir işaret gelmeli” dediler.
Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle,
bunların dedikleri gibi demişlerdi.
Kalpleri, akılları birbirine benzedi.
İlme, delile ve gerekçeye itibar eden,
inanmak isteyen bilgi toplumları için,
Muhammed’in hak peygamber olduğu ile ilgili
âyetleri, mûcizeleri açık seçik açıkladık.
119. Biz seni gerekçeli, hikmete dayalı,
hak bir kitap olan Kur’ân ile, Kur’an’daki
hakça düzeni toplumda gerçekleştirmen için
rahmetimizi, merhametimizi, ihsanımızı,
sevgimizi müjdeleyici, sorumluluk, hesap
ve cezayı hatırlatan uyarıcı olarak, özgürce
sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderdik.
Kâfir olarak ölüp kaynayan,
köpüren cehennem azabına maruz kalanlardan
sen sorumlu değilsin;
cehennemliklerle ilgili herhangi bir talepte bulunma.