

CÜZ : 1 - SAYFA : 7 - SÛRE : 2 - BAKARA : 30 - 37
* 30. Hani Rabbin meleklere;
“- Ben yeryüzünde dünya düzeni kurmaya,
ilâhi hükümleri icraya, yeryüzünü imâra yetkili
halifeler hazırlayıp yerleştireceğim” demişti.
Melekler:
“- Orada bozgunculuk yapacak, karışıklık çıkaracak,
kan dökecek birilerini mi hazırlayıp yerleştireceksin?
Oysa biz sana hamdederek zikrediyor,
seni tesbih ediyoruz. Senin kutsallığını biliyor,
kabul ediyor, Seni takdis ediyoruz” dediler.
Rabbin:
“- Ben, sizin bilmediklerinizi biliyorum” buyurdu.
31. Allah Âdem’e, yaratılışa ve değerlerine uygun,
varlıklara verdiği isimleri, isimlendirilen varlıkları,
varlıklar hakkındaki bilgileri, varlıklarla
bilgilerin irtibatını; harfleri, kelimeleri,
lafızları, mânaları, cümleleri, lehçeleri;
davranışları, ferdin ve toplumun ihtiyaçlarını,
uyum kurallarını, gerek duyacağı bütün bilgileri öğretti.
Sonra da onları meleklerin önüne koydu.
“- Yeryüzünde Âdem’e ihtiyaç olmadığı iddiasında
haklı iseniz, bana bunların isimlerini,
varlıklar hakkındaki bilgileri, varlıklarla
bilgilerin irtibatını; harfleri, kelimeleri,
lafızları, mânaları, cümleleri, lehçeleri;
davranışları, ferdin ve toplumun ihtiyaçlarını,
uyum kurallarını, tek tek ortaya koyun” buyurdu.
32. Melekler:
“- Yücesin Sen ya Rabbi.
Bizim, Senin bize öğrettiklerinin dışında
bir bilgimiz yok. Sen ilim sahibisin,
hikmet ve hükümranlık sahibisin” dediler.
33. Allah:
“- Ey Âdem, bunları, isimleriyle,
varlıklar hakkındaki bilgileriyle, varlıklarla
bilgilerin irtibatıyla; harfleri, kelimeleri,
lafızları, mânaları, cümleleri, lehçeleri;
davranışları, ferdin ve toplumun ihtiyaçlarını,
uyum kurallarıyla, tek tek anlat” buyurdu.
Bu emir üzerine Âdem, onları,
isimleriyle, varlıklar hakkındaki bilgileriyle,
varlıklarla bilgilerin irtibatıyla; harfleri,
kelimeleri, lafızları, mânaları, cümleleri,
lehçeleri; davranışları, ferdin ve toplumun
ihtiyaçları, uyum kurallarıyla,
meleklere teker teker anlatınca, Allah:
“- Ben size, göklerin ve yerin
bilinmeyenlerini, gayb âlemini bilirim,
sizin açıkça konuştuklarınızı da,
içinizde gizlediklerinizi de bilirim,
dememiş miydim” buyurdu.
34. Hani biz meleklere:
“- Âdem’e secde ederek saygı gösterin” demiştik.
Melekler hemen secde ederek saygı gösterdiler.
Yalnız İblis dayattı. Büyüklük taslayıp serkeşlik etti,
kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip
inkârda ısrar edenlerden, kâfirlerden oldu.
35. Biz Âdem’e:
“- Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun.
Orada Allah’ın sünnetine,
düzeninin yasalarına uygun
iradesinin tecellisi içinde, tercihinizi
isabetli kullanarak istediğiniz zaman her yerde
bol bol cennet nimetlerinden yeyin.
Sadece şu bitkiye yaklaşmayın.
Eğer bu bitkinin mahsulünden yerseniz,
her ikiniz de kendinize yazık eder,
zâlimlerden olursunuz” dedik.
36. Şeytan, Âdem ile eşini
cennetten uzaklaştırmak için,
onları kusur işlemeye sevketti.
Bulundukları konumdan, cennet nimetleri
ve imkânları içinden onları çıkardı.
Bunun üzerine:
“- Buradan ilişiğinizi keserek yeryüzüne göç edin.
Birbirinize düşmanlığınız devam edecek.
Yeryüzünde bir vakte kadar
sizin için bir yaşama yeri, bir barınak
ve kısmetiniz, nasibiniz var” dedik.
37. Âdem, Rabbinden ikaz, uyarı ifade eden
vahiyler aldı, günah işlemekten vazgeçip
Rabbine itaate yöneldi, tevbe etti.
Yaratan, yaşama kabiliyeti, gücü
ve varlıklara işleyiş düzenini veren, koruyan,
kontrol eden Rabbi, Âdem’in tevbesini kabul etti.
O insanları tevbeye, itaate sevkeden
ve tevbeleri kabul edendir,
engin merhamet sahibidir.