CÜZ : 12 - SAYFA : 233 - SÛRE : 11 - HÛD : 89 - 97

89. “- Ey kavmim, sakın bana karşı düşman-lığınız, Nuh kavminin veya Hûd kavminin veya Sâlih kavminin başlarına gelenler gibi, size de bir musibet, bir belâ getirmesin. Lût kavmi de zaman, mekân ve davranışları itibariyle sizden uzak değildir” dedi. 90. “- Günahlarınızdan dolayı Rabbinizden bağışlanma, koruma kalkanına alınma dileyin, sonra isyandan, günah işlemekten vazgeçerek, tevbe edip, ona itaate yönelin. Benim Rabbim çok merhametlidir, sevgisi çok yüksektir.” 91. Onlar: “- Ey Şuayb, söylediklerinden bir çoğunu anlamıyoruz. Seni de içimizde çok zayıf, aciz biri olarak görüyoruz. Eğer itibarlı kabilen, güçlü birkaç akraban olmasaydı, seni taşlayarak öldürürdük. Bizim üstümüzde güçlü, kuvvetli, otoriter biri de değilsin” dediler. 92. Şuayb: “- Ey kavmim, benim itibarlı kabilem, güçlü birkaç akrabam sizin üzerinizde Allah’tan daha mı müessir, daha mı güçlü, daha mı değerli ki, Allah’ı kulak arkası ederek, unutarak hesaba katmıyorsunuz. Benim Rabbim, işlemeye de-vam ettiğiniz amelleri, davranışlarınızı ilmiyle kudretiyle abluka altına almıştır” dedi. 93. “- Ey kavmim, terketmediğiniz hayat tar-zınızı, iktidarınızı yaşamaya devam edin, bü-tün imkânlarınızla elinizden geleni yapın. Ben de bilinçli olarak görevimi, yapmaya devam edeceğim. O rezil rüsvay edecek azâbın, kime geleceğini, yalancının kim olduğunu yakında bilip anlayacaksınız. Siz asıl, davranışlarınızın nasıl bir sonla biteceğine bakın! Ben de sizinle beraber o günü gözlüyorum.” dedi. 94. Planımız, azâbımız gerçekleşirken, Şuayb ve onunla birlikte iman edenleri, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe haksızlık edenlerin, zulmedenlerin işini bitirdi. Sabahleyin yurtlarında yere çarpılarak çakılıp kalanlar oldular. 95. Sanki o topraklarda, hiç yaşamamış, hiç güzel gün görmemiş gibiydiler. Semûd kavmi-nin, Allah’ın rahmetinden, korumasından uzak olduğu gibi, Medyen halkının da O’nun rahme-tinden, korumasından uzaklaştırılmasından ib-ret alın. * 96. Mûsâ’yı da, âyetlerimizle, mûcizelerimizle, apaçık bir ferman ile, ilâhî bir yetki ile özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere Rasül olarak gönderdik. 97. Firavun’a, devlet büyüklerine ve koda-manlarına gönderdik. Kodamanları da dahil te-baası Firavun’un düzenine tâbi oldu. Halbuki Firavun’un idaresi, aldığı kararlar, hükümet şek-li, mâkul, doğru, hayırlı, düzenli, huzurlu değil-di, aydınlatıcı, yol gösterici, rehberlik edici bir yönetim hiç değildi.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa