

CÜZ : 13 - SAYFA : 246 - SÛRE : 12 - YÛSUF : 79 - 86
79. Yûsuf:
“- Eşyamızı yanında bulduğumuz şahıstan başkasına elkoymaktan Allah’a sığınırız. O tak-dirde biz gerçekten zâlimlerden oluruz” dedi.
* 80. Kardeşlerini kurtarmaktan ümitlerini ke-since, gizli görüşmek üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri:
“- Babanızın sizden Allah adına söz aldığını, daha önce de Yûsuf’la ilgili verdiğiniz söze hı-yanet ederek, yalan bir senaryo icat ettiğinizi bilmiyor musunuz? Babam, bana izin verince-ye veya benimle ilgili Allah’ın hükmü gelince-ye kadar, bu ülkeden asla ayrılmayacağım. O hâkimlerin en âdili, en hayırlı icraat yapanıdır” dedi.
81. “- Babanıza dönün ve ‘ey babamız, oğlun hırsızlık yaptı. Biz çaldığını görmedik. Ancak, al-tın tasın yükünden çıkarıldığına şahidiz, gözü-müzün önünde olmayan bir şeyden dolayı onu koruyamazdık’ deyin.”
82. “- ‘Istersen, içinde bulunduğumuz şehire, Mısır halkına sor. Aralarında geldiğimiz kafile-ye de sor. Biz gerçekten doğru söylüyoruz’ de-yin.”
83. Babaları:
“- Söyledikleriniz kabul edilecek şeyler değil, nefisleriniz sizi aldatarak kötü bir plan yapmaya sürükledi. Artık bana düşen, güzelce sabretmek, metanetli olmaktır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana geri getirir. Her şeyi bilen hikmet sahibi ve hükümran olan yalnız O’dur” dedi.
84. Onlardan uzaklaştı.
“- Ah! Yûsuf’un üzüntüsü yüreğimi yakı-yor!” diye sızlandı. Kederini içine atması yü-zünden gözlerine boz indi.
85. Oğulları:
“- Allah’a andolsun ki, sen hâlâ Yûsuf’u sa-yıklayıp duruyorsun. Sonunda ya üzüntüden yatağa düşeceksin, yahut da eriyip tükeneceksin” dediler.
86. “- Ben gamımı, kederimi sadece Allah’a arzediyorum, şikayet arzedilecek merci olarak sadece Allah’ı tanıyorum. Ben sizin bilemeye-ceğiniz şeyleri, Allah tarafından gelen vahy ile biliyorum” dedi.