CÜZ : 18 - SAYFA : 346 - SÛRE : 23 - MÜ'MİNÛN : 43 - 59

43. Hiçbir millet, belirlenmiş vadeden önce helâk olmaz, vadelerini erteleyemezler de. 44. Sonra biz peşpeşe özgürce sorumluluklarını ye-rine getirmek üzere, Rasüllerimizi gönderdik. Millet-lerden her birine peygamberleri geldiği zaman, onlar peygamberlerini yalanladılar. Biz de onları birbiri ar-dından yokluğa yuvarladık. Onların yok oluşlarını, ibretli hikâyelere dönüştürdük. Iman etmeyecek ka-vimler rahmetten ve korumadan uzak olsun, canları cehenneme! 45. Sonra Mûsâ ve Hârûn’u âyetlerimiz, mûci-zelerimizle, apaçık bir ferman ile, ilâhî bir yetki ile, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere pey-gamber olarak gönderdik. 46. Firavun’a, devlet büyüklerine ve kodamanlarına gönderdik. Onlar gurura kapılmışlar, zorbalık etmiş-lerdi. Diktatörlük taslayan zorba bir kavim idiler. 47. “- Biz, kavimleri bize kölelik eden, insan nes-linden bize benzeyen iki kişiye mi güvenip inana-cağız?” dediler. 48. Mûsâ ve Hârûn’u yalanladılar. Helâk edilen-lerden oldular. 49. Andolsun biz, Mûsâ’ya, onlar doğru yolu görüp tercih etme imkânı bulur ümidiyle kutsal kitabı ver-miştik. 50. Meryem’in oğlunu, Îsâ’yı ve annesini de sınırsız kudretimizi gösteren bir mûcize olarak ortaya koyduk. Onları yerleşmeye elverişli akarsuyu bulunan bir tepeye, yaylaya yerleştirdik. * 51. “- İlâhî hükümleri icra, dünya düzenini kurma ve sağlama ile görevlendirilen, bütün peygamberleri tasdik eden ey evrensel tek yetkili son Rasül! Allahın Rasûlünün davetini, tebliğini, teşriini, devletini, hayırda teşkilatlanmasını, ümmetin birliğini devam ettirerek İslâmî sorumluluklarını ifa eden ey müslüman halifeler-görevliler! Emeğinizin karşılığını helâl maldan-paradan oluşturulan beytülmalden-bütçeden, helâl-meşru kabul edilebilir miktarda alın yeyin. Hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirin, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayın, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olun, cârî-kalıcı hayırlar, şeriata uygun işler yapın, sâlih ameller işleyin. Ben sizin bilinçli maksatlı amellerinizi biliyorum.” 52. Bir tek ümmet, yalnızca bu sizin ümmetinizdir. Bir tek din, zamanla değişmeyen tabiî hukuk kural- larını içeren din, yalnızca bu sizin dininiz, bu sizin şeriatınız Islâm’dır. Ben de sizin Rabbinizim. Kur’an esaslarını benimseyip, yeryüzüne hâkim olan sâlih kullara dahil olarak benim emirlerime muhalefetten korunun. 53. Insanlar, geçmiş mülga kitapları sahiplenerek, ideolojik cereyanlara kapılarak, aralarındaki düzenlerini, işlerini, birliklerini, güçlerini, yönetimlerini, ekonomilerini ve dinlerini parçaladılar. Her grup, kendisinde bulunan ile sevinip böbürlendi. 54. Şimdi sen, helâk olacakları vakit gelinceye ka-dar, onları gafletleri, cehaletleri, şaşkınlıkları ile baş-başa bırak. 55. Kendilerine verdiğimiz servet ve oğullar ile, kendilerine yardım ettiğimizi mi sanıyorlar? 56. Iyilikleri ve iyi âkıbete kavuşmaları konusunda onların lehine gayret gösteriyoruz. Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar. 57. Rablerinden saygı duyarak korkularından, ilâhî emirlere içleri titreye titreye itina ederler. 58. Rablerinin âyetlerine, kâinattaki ve kendilerin-deki Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren delilleri tasdik edip iman ederler. 59. Onlar ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, ta-sarruflarında Rablerine ortak koşmazlar, gizli şirke düşmezler, başka otoriteler kabul etmezler.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa