CÜZ : 20 - SAYFA : 401 - SÛRE : 29 - ANKEBÛT : 31 - 38

* 31. Elçilerimiz, melekler Ibrâhim’e iki oğul ih-san edeceğimize dair müjdeyi getirdiklerinde: “- Biz şu memleketin halkını helâk edeceğiz. O memleket halkı günahkâr, âsi, inkârda ısrar eden zâlim kimselerdir” dediler. 32. Ibrâhim: “- Orada Lût da var” dedi. Melekler: “- Biz orada kimlerin olduğunu çok iyi bili-yoruz. Onu ve ailesini, mü’minleri elbette kurta-racağız. Yalnız karısı, geride kalanlar, cezaya çarptırılanlar arasında olacak” dediler. 33. Elçilerimiz, melekler Lût’a gelince, Lût onlarla ilgili endişeye kapılıp kötülendi. Kavmini misafirlerinden uzaklaştırmakta zorlandı. Melekler Lût’a: ”- Korkma, üzülme. Seni ve aileni, mü’minleri kurtaracağız. Yalnız karın, geride kalanlardan, cezaya çarptırılanlardan olacak” dediler. 34. “- Boylarınca günaha, isyana, küfre bat-maları, doğru ve mantıklı düşünmeyi terkleri se-bebiyle, bu ülkenin halkının üzerine gökten feci bir azap, yağmur gibi taş indireceğiz” 35. Andolsun biz, ilimle ve tecrübeyle gelişmeye devam eden aklını faydalı kullanabilen toplumlar için ikazlar, birçok sosyal konunun çözümü için işaretler bıraktık. 36. Medyen’e de özgürce sorumluluklarını ye-rine getirmek üzere, soydaşları-kardeşleri Şu-ayb’ı peygamber olarak gönderdik. Şuayb: “Allah’ı ilâh tanıyın, candan müslümanlar olarak Allah’a bağlanın, saygıyla Allah’a kulluk ve ibadet edin. Âhiret gününe, ilâhî himayeye mazhar olma ümidiyle hazırlık yapın. Yeryüzünde, ülkede kurulu nizamı bozmaya soyunarak, bozgunculara katılarak bozgunculuğu, kargaşayı, nankörlüğü, küfrü devam ettirmeyin” dedi. 37. Onu da yalanladılar. Onların işini şiddetli bir gürleme halinde âni bir sarsıntı bitirdi. Sa-bahleyin, yurtlarında yere çarpılarak çakılıp ka-lanlar oldular. 38. Âd ve Semûd kavimlerini de helâk ettik. Oturdukları yurtlarından, onların başına neler geldiğini anlamışsınızdır. Şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar, şeytanî güçler onlara yaptıkları işleri süsleyip güzel göstermişti. Onları doğru yoldan, Islâmî hayatı yaşamaktan alıkoymuş, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engel-lemişti. Oysa onlar da, hakkı bâtıldan ayırıp gö-rebilecek, anlayabilecek durumdaydılar.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa