

CÜZ : 21 - SAYFA : 410 - SÛRE : 30 - RÛM : 42 - 50
42. “- Yeryüzünde gezin, dolaşın. Öncekilerin boylarınca, günaha, isyana, küfre batmış millet-lerin akıbetlerinin nasıl olduğuna ibret nazarıyla bir bakın, inceleyin. Onların çoğu, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşan gizli şirki yaşayan, başka otoriteler kabul eden müşrikti” de.
43. Allah tarafından, geri çevrilmesi mümkün olmayan bir gün, Kıyamet günü gelmeden önce, açıkça varlığını, benliğini, bu doğru ve insanlığı, insanî değerleri ayakta tutan dine, medeniyete, zamanla değişmeyen tabii hukuk kurallarını içe-ren şeriata, düzene ada. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklar.
44. Kimler Allah’ı inkâr eder, ihsan ettiği nimet-lere nankörce davranırsa, inkârı ve nankörlüğü kendi aleyhine olur. Kimler de gevşekliği bırakıp, hâlis niyet ve amaçlarla, Islâm esaslarını, Islâmî düzeni hayata geçirir, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalı-şarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlar, ye-
rinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olur, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işlerse, dünyada kendileri ve bir-birleri için hayır ve refah elde etmiş, hâkimiyet sağlamış, ebedî âlemde de yerlerini hazırlamış olurlar.
45. Allah, iman ederek, hâlis niyet ve amaç-larla, Islâm esaslarını, Islâmî düzeni hayata ge-çirenlere, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükem-
mel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlara, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlara, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih amel-
ler işleyenlere kendi lütuf ve ihsanından mükâ-fat verecek. Allah, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenleri, kâfirleri sevmez.
46. Size rahmet, hayat ve bereket müjdecileri olarak rüzgârları estirmesi de O’nun varlığının ve kudretinin delillerindendir. Size rahmetinden tattırsın diye, kurduğu düzen sayesinde, deniz-de, gemiler, filolar seyretsin diye, Allah’ın lüt-fundan nasibinizi arayasınız, deniz ticareti ya-pasınız diye rüzgârları görevlendirdik. Olur ki, şükredersiniz.
47. Andolsun, biz senden önce, sayısız Rasülleri özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevli olarak kavimlerine gönderdik. Onlara açık deliller getirdiler. Peygamberlere planlı şekilde cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahiplerini kendilerinden sonrakilere gözdağı ve ibret olacak şekilde cezalandırdık. Mü’minlere yardım etmek de kesinkes bizim gerçekleştireceğimiz bir taahhüttür.
48. Allah rüzgârları estirendir. Rüzgârlar bu-lutları sürükler. Bulutları gökte sünneti, düzeni-nin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun şekilde yayar, parçalı bulutlu hale getirir. Ni-hayet, arasından yağmurun çıktığını görürsün. Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve so-rumlu kullarından bazılarına yağmuru nasip edince, hemen onların yüzleri güler, sevinirler.
49. Oysa onlar, daha önce, üzerlerine yağmur yağdırılmasından önce, ümitsizlik içinde idiler.
50. Allah’ın rahmetinin eserlerine ibret naza-rıyla bir bak. Arzı, toprağı ölümünün ardından nasıl canlandırıyor. Işte, ölüleri de kesinlikle, genetik şifreleri harekete geçirilerek hayat veri-len toprak gibi diriltecek. O’nun her şeye gücü kudreti yeter.