

CÜZ : 24 - SAYFA : 471 - SÛRE : 40 - ĞÂFİR : 26 - 33
26. Firavun:
“- Bırakın beni, Mûsâ’yı öldüreyim. Rabbine dua etsin de kendisini kurtarsın. Ben, onun, sizin inançlarınızı, rejiminizi değiştireceğinden, ülkede, yeryüzünde karışıklık çıkararak, fesadı ve anarşiyi hakim hale getireceğinden korku-yorum” dedi.
27. Mûsâ:
“- Ben, hesap gününe inanmayan, kendile-rinde bir güç gören bütün zorba ve diktatör ik-tidar sahiplerinden Rabbime ve Rabbinize sığın-dım” dedi.
* 28. Firavun hanedanından, devlet görevlile-rinden, imanını gizleyen yiğit bir mü’min (emniyet müdürü):
“- Siz, liyâkatli ve güvenilir bir adamı, Rabbim Allah’tır, dediği için öldürecek misiniz? Halbuki o size Rabbinizden apaçık mûcizeler ve delillerle gelmiştir. Eğer o yalancı ise, yalanının vebali, zararı kendisinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği azâbın bir kısmı, sizin başınıza mutlaka gelir. Allah, cahilce davranarak meşruiyet sınırlarını aşan, ağır-adaletsiz hükümler içeren kanunlar koyup uygulayan, saygısız, yalancılığı meslek edinmiş kimseleri doğru yola iletme lütfunda bulunmaz” dedi.
29. “- Ey kavmim, bugün mülk, devlet ve hâkimiyet sizindir. Ülkede, yeryüzünde hâkim kimselersiniz. Ama Allah’ın azâbı, hışmı bize gelip çatarsa, bizi ondan kim kurtarabilir?”
Firavun:
“- Ben size kendi görüşümü (Mûsâ’nın öl-dürülmesi gerektiğini) söylüyorum. Ve yine si-ze ancak, doğru, huzurlu ve aydınlık yolu gösteriyorum” dedi.
30. Iman eden yiğit adam:
“- Ey kavmim, ben, önceki çeşitli toplumla-rın başına gelen bir felâket gününün sizin ba-şınıza gelmesinden korkuyorum” dedi.
31. “- Nuh kavminin, Âd ve Semûd’un ve on-dan sonrakilerin âkıbetlerine benzer bir felâketten korkuyorum. Allah zulmün hiçbir türünü kulları için istemiyor.”
32. “- Ey kavmim, ben sizin adınıza, feryadü figan edilecek bir vâveylâ gününden korkuyorum.”
33. “- Ikbalinize ve istikbalinize sırt çevirip, arkanızı dönmek mecburiyetinde olacağınız günden korkuyorum. Sizi Allah’ın azâbından, O’nun elinden kimse kurtaramaz. Allah kimle-rin hak yoldan uzaklaşmasının, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerinin önünü açarsa, kimse onlara doğru yolu gösteremez.”