

CÜZ : 25 - SAYFA : 487 - SÛRE : 42 - ŞÛRÂ : 23 - 31
23. İşte Allah, iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçiren, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayan, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olan, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyen kullarını bununla müjdeliyor.
“- Ben tebliğ görevime karşılık, sizden bir ücret istemiyorum. Yalnızca aramızdaki yakın münasebetlere saygıyla riayeti, sevgiyle itaat ederek Allah’a yaklaşmanızı, beni, yakınlarımı, ashabımı, benim yolumdan gidenleri, İslâm’ın hizmetkârlarını, sizlerin, müminlerin birbirinizi sevmenizi, desteklemenizi istiyorum” de. Kim bir iyilik yaparsa, onun sevabını, kendisine artırarak veririz. Allah samimi kullarını koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır. Şükrün kıymetini bilir, bol bol verir.”
24. Yoksa onlar senin için:
“- Allah adına yalan uydurdu” mu diyorlar. Böyle bir durumda, Allah, kanunlarına uygunluk içinde iradesi tecelli ederse, senin kalbini de, kafanı da korur. Bâtılı yok eder. Âyetleriyle, delilleriyle, icraatıyla, gerekçeli, hikmete dayalı indirilen, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek kuralları içeren hak kitab Kur’ân’ı hayata geçirir. O gönüllerdeki sırları bilir.
25. O, kullarından tevbeleri, günah işlemekten vazgeçip kendisine itaate yönelişlerini kabul eden ve kusurları bağışlayandır. Yaptıklarınızın hepsini bilir.
26. Allah, iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, Islâm esaslarını, Islâmî düzeni hayata geçirenlerin, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin - ürünün bollaşmasını sağlayanların, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanların, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih amel-ler işleyenlerin dualarını, niyazlarını kabul edip
yerine getirir. Lütfundan, onlara fazlasını verir. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere dehşetli bir azap vardır.
27. Allah kullara rızkı ve serveti bol bol ver-seydi, kesinlikle yeryüzünde azarlardı, kural tanımamaya, haksızlığa başlarlardı. Fakat O, rızkı, bir hesap, bir plan dahilinde, sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olduğu ölçüde düzenli olarak indiriyor. O kullarının gizli açık her halinden haberdardır, onları biliyor, görüyor.
28. O, insanlar ümitlerini kestikten sonra toprağı suya doyuracak yağmuru aralıklarla indiren, rahmetiyle her şeyi canlandırandır. O övülmeye, şükredilmeye lâyık, hakiki hâmi, emirlerine itaat edilecek gerçek otorite, hakiki dosttur.
29. Gökleri, yeri ve bu ikisinde üremelerini sağlayıp yaygınlaştırdığı canlıları yaratması da onun âyetlerinden, kudretinin delillerindendir. Allahın, sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olan şartlarda canlıları, zıtları, uyum-uzlaşı ve ahenk içinde bir arada yaşatma; hepsini bir yerde toplama düzenini kurma kudretine sahiptir
* 30. Başınıza gelen musibetler, felâketler, kendi ellerinizle işlediğiniz ameller, yüklendiğiniz günahlar yüzündendir. Allah müstahak olduğu-nuz, başınıza gelecek felâketlerin çoğunu da berteraf ediyor.
31. Yeryüzünde Allah’ı âciz bırakamazsınız, koyduğu kuralların dışına çıkarak yakanızı kur-taramazsınız. Allah’ın dışında, kulları durumundakilerden bir veliniz, bir koruyucunuz ve bir yardım edeniniz de yoktur.