

CÜZ : 3 - SAYFA : 43 - SÛRE : 2 - BAKARA : 253 - 256
253. O görevlendirdiğimiz rasullerin bir kısmını
diğerlerinden üstün kıldık.
Onlardan bazılarıyla Allah konuştu.
Bazılarının da mertebelerini, makamlarını yükseltti.
Meryem’in oğlu Îsâ’ya ayan beyan âyetler,
mûcizeler verdik. Onu, kâinattaki tabiî, dinî,
sosyal, siyasî ve ekonomik düzeni içeren, ihyâ eden,
insanları ve toplumları pislikten arındıran
kitabı getiren elçi Cebrâil ile destekledik.
Eğer Allah’ın sünneti, düzeninin yasaları içinde,
iradesinin tecellisine uygun olsaydı,
bu peygamberlerden sonra gelen ümmetleri,
kendilerine apaçık deliller geldikten sonra
öldüresiye birbirlerine girmezlerdi.
Fakat ayrı baş çekerek kasıtlı ihtilâf çıkardılar.
İçlerinden kimi Allah’a ve peygamberlerine iman etti.
Kimi de Allah’ı ve peygamberlerini inkâr etti.
Allah’ın sünneti, düzeninin yasaları içinde,
iradesinin tecellisine uygun olsaydı öldüresiye
birbirlerine girmezlerdi.
Fakat Allah istediği kanunları koyuyor,
her an iradesinin tecellisini icraya devam ediyor.
* 254. Ey iman edenler, bedel ödeyerek kendinizi kurtaracak
pazarlığın olmayacağı, dostluğun ve şefaatin
fayda sağlamayacağı bir günün gelmesinden önce,
Allah’ın size verdiği rızık ve servetin bir kısmını
Allah yolunda karşılık beklemeden, gönüllü harcayın.
Nankörlük ederek fukara hakkını esirgeyenler,
işte onlar kendilerine yazık eden zalimlerdir.
255. O Allah’tır, Allah! Hak ilâh yalnızca O’dur.
Ebedî hayat ile diri, ölümlü olmaktan uzaktır.
Varlık âlemini ayakta tutan
ve düzenini elinde bulunduran O’dur.
O'nu ne gaflet basar ne de uyku.
Göklerdeki varlıkların ve imkânların hepsi
ve yerdeki varlıkların ve imkânların tamamı
O’nun mülkündedir, O’nun tasarrufundadır.
O’nun yanında, benzer sıfatların tecellisiyle
kudret ve tasarruf kullanan eş bir varlık olmak
kimin haddine?
Yalnızca O’nun izniyle ilâhî planlamayı
yürütenlere görev dağılımı yapılır.
O kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını,
bildiklerini, bilgi ve idrakları dışında olanı,
dünyalarını ve âhiretlerini bilir.
Onlar ise, O’nun sünneti, düzeninin yasaları içinde,
iradesinin tecellisine uygun olan kadarının dışında,
O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar.
O’nun hâkimiyeti, saltanatı, kudreti, otoritesi
ve düzeni bütün gökleri ve yeri içine alır.
Gökleri ve yeri bir bütünlük içinde
tek elden tedbir ile idare etmek, gözetmek,
korumak, taahhütlerini yerine getirmek
Allah’ı yormaz, Allah’a ağır da gelmez.
O şanı yüce Allah, pek yüce, pek büyüktür.
256. Din ve vicdan hürriyeti, baskıyla,
zorbalıkla tahdit edilemez. Kimse baskıyla,
tehditle İslâm dinine girmeye zorlanamaz.
Hak, doğru, huzurlu ve aydınlık yol,
sonu pişmanlıkla biten, haince düşünceler içeren,
helâke maruz sapık yollardan ayırt edilerek iyice açıklanmıştır.
Her kim, putlaştırılmış, zâlim, azgın diktatörlerle,
idarelerle, şeytanî güçlerle, tağut ile ilişiğini keser,
geçmişin kirlerinden arınarak Allah’a,
Allaha imanın gerektirdiği esaslara iman ederse,
sağlam, kopması mümkün olmayan bir kulpa,
İslâm’a yapışmış, hukukun üstün, hakkın ve adaletin
belirleyici güç olduğu en güvenli bir topluma,
İslâm toplumuna katılmış olur.
Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir.