CÜZ : 4 - SAYFA : 68 - SÛRE : 3 - ÂL-i İMRÂN : 133 - 132

133. Rabbinizin, koruma kalkanına almasına,
bağışlamasına ve cennetine koşun.
Genişliği göklerle yer kadar olan cennete koşun.
Bu cennet, Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak
günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk
ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine
sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal
görevlerinin bilincinde olan mü’minler için hazırlanmıştır.

134. İlâhî emirlere yapışanlar, bollukta da, darlıkta da,
sevinçli zamanlarında ve kederli anlarda da,
refah günlerinde ve ekonomik dar-boğazlardan
geçerken de, Allah için, karşılık gözetmeden,
gönüllü harcayanlardır, öfkelerini yutanlardır,
insanları affedenlerdir.

Allah iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın
ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına,
ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan,
samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe,
iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan,
işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için
dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler
yapan müslüman idarecileri ve müslümanları sever.

135. İlâhî emirlere yapışanlar,
büyük günah işledikleri zaman, yahut kendilerine,
birbirlerine zulmettikleri, haksızlık ettikleri
zaman Allah’ın büyüklüğünü, tehdidini hatırlayıp
ibadet ederek, günahlarından dolayı
Allah’tan bağışlanma dilerler. Allah’tan başka,
günahları kim bağışlayabilir? Onlar bile bile
işledikleri günahlarda ısrar etmezler.

136. İşte onların mükâfatı, Rableri tarafından
koruma kalkanına alınma ve bağışlanmadır.
Altlarından ırmaklar akan cennet konaklarıdır.
Orada ebedî yaşarlar. Sorumluluğunu bilerek
devamlı, amacına uygun sâlih ameller
işleyenlerin mükâfatları ne güzeldir.

137. Sizden önce nice ilâhî ceza kanunları uygulanmıştır.
Yeryüzünde dolaşın. Allah’ın âyetlerini
yalanlayanların âkıbetlerinin nasıl olduğuna
ibret nazarıyla bir bakın, inceleyin.

138. Bu, Kur’ân bütün insanlara açıklanarak
ilan edilen bir insan hakları bildirisidir.
Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak
günahlardan arınıp, azaptan korunanlara,
kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve
özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan,
dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan
Kuran esaslarını benimseyerek yeryüzüne hakim olan
sâlih kullara dahil olan mü’minlere de
bir hidâyet kaynağı, hidâyet rehberi, bir öğüt,
sorumluluklarıyla ilgili bir uyarıdır.

139. Düşmana karşı zaaf göstermeyin, gevşemeyin,
mağlup olduk diye mahzun da olmayın.
Eğer siz samimi mü’minler halin gelirseniz,
devamlı galip gelecek ve her zaman,
her yerde hakim olacaksınız.

140. Eğer bir takım kayıplara maruz kalmışsanız,
bozguna uğrayarak bir yara almışsanız,
o kavme de benzeri bir acı, bir sıkıntı dokunmuştu.

Böyle zafer günlerini, galibiyetleri, iktidarları
ve devleti, insanlar arasında hak ettikleri
oranda biz dağıtıyoruz.

Allah’ın, sizden sözde iman edenlerle
hakkıyla iman edenleri ayırt etmesi, içinizden
Kur’ân’ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren,
güvenilir örnek önderler, doğruları konuşan
şâhitler çıkarması, şehit olabilecekleri görmesi için
bozguna uğrayıp yara aldınız.

Allah kurduğu düzene isyan eden,
Allah’ın kullarını, Allah yolunu, Allah yolundaki
faaliyetleri engelleyen zalimleri sevmez.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa