

CÜZ : 5 - SAYFA : 97 - SÛRE : 4 - NİSÂ : 106 - 113
106. Haklı kimselerin taleplerine verdiğin olumsuz
cevaptan dolayı Allah'tan bağışlanma dile.
Allah dua ve niyazda bulunanları affeder, tevbe edip
kendisine boyun eğenlere karşı da merhametlidir.
107. Kendilerine, birbirlerine hıyânet edenler,
haksızlık edenler adına savunma yapma.
Allah hâinliği, haksızlığı alışkanlık haline getirmiş,
bilerek günah işlemekte ısrar edenleri, zarara girenleri sevmez.
108. Münâfıklar, insanlardan çekinerek yaptıklarını gizlerler,
Allah'tan gizlemezler, gizleyemezler. Onlar
geceleyin, onun razı olmayacağı sözü tasarlarlarken,
Allah onların konuştuklarını işitiyor.
Allah onların işledikleri amelleri,
ilmiyle kudretiyle abluka altına almıştır.
109. Bakın ey mü'minler, siz, dünya hayatında
münafıklar adına savunma yapıyorsunuz.
Peki, kıyamet günü, Allah’ın huzurunda
onlar adına kim savunma yapacak?
Yahut yanlarında bulunarak onları kim himaye edecek?
110. Kim bilinçli olarak bir kusur işler,yahut
kendine haksızlık eder, sonra Allah'tan bağışlanma
dilerse, Allah'ı, çok bağışlayıcı, çok merhametli bulur.
111. Kim bile bile bir günah işlerse, onu ancak
kendi aleyhine işleyip sırtına yüklenmiş olur.
Allah her şeyi bilir, hikmet sahibi ve hükümrandır.
112. Kim de bir hata veya bile bile bir günah işler,
sonra suçsuz birinin üstüne atarsa, muhakkak ki
büyük bir iftirada bulunmuş, bilerek apaçık
bir günah işlemiş olur.
* 113. Allah'ın sana lütfu ve rahmeti olmasaydı,
onlardan bir grup seni, başına buyruk hale getirerek,
hak yoldan uzaklaşmanın dalâleti,
helâki tercihinin önünü açabilirlerdi.
Onlar yalnızca kendilerini, birbirlerini başına buyruk
hale getirerek hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti,
helâki tercihlerine imkân sağlayabilirler.
Sana hiçbir zarar veremezler.
Allah sana sorumluluklarını tevdi etmek üzere kitabı,
Kur'ân'ı, hikmeti, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisini,
sünnetini indirdi ve sana bilmediğini öğretti.
Allah'ın sana olan lütfu büyüktür.