“Ey İnsanlar!
Dünyanın câzibesi sizi aldatmasın!
Babanın evlâdına, evlâdın babasına
fayda sağlayamayacağı günden korkun.
Allah’ın vaadi gerçektir.
Dünyaya ve şeytana sakın kanmayın!”
İnsanın dünyaya geliş öyküsüyle başlayan Kur’an’daki
ilâhî uyarılar devam ediyor. Bir önceki Yûnus 23. âyette
Rabbimiz,
“dünyada taşkınlık yapmayın” buyurmuştu.
Ve devamında
“sonunda bize döneceksiniz” demişti.
Yaratıcımıza tekrar dönmek...
İnsanın içini ürperten bir duygu.
Peki, ne zaman döneceğiz, nasıl döneceğiz?
Hemen aklımıza, asla görmek istemediğimiz,
hayalimizde canlandırmaya bile dayanamadığımız
bir sahne geliyor:
Dünyanın sonu ve kıyamet...
“Bizim görmemiz sanki biraz zor gibi” diyerek
geçiştirmeye çalıştığınıza eminim.
Aslında ölümü de öyle öteliyoruz.
“Daha yaşımız ne,
başımız ne, o kadar yaşlı varken sıra bize gelmez”
diye geçmiyor mu aklımızdan?
İnsan hayatında en sürpriz şeylerden biri ölüm.
Ne zaman, nerede, nasıl başımıza geleceğini bilmiyoruz.
Evet günümüz şartlarında ortalama yaşam süresi
oldukça uzadı. Eskiden 50-60, hayli geçkin
bir yaş dilimi olarak kabul edilirken,
bugün 75-80 normal gibi.
Sonuçta mutlaka öleceğimizi bildiğimiz halde
“daha çok yaşayanlar yok mu,
90 yaşına ulaşanlar bile var” diye
kendimize ömür biçiyoruz.
Kıyamet de öyle işte. Bir gün geleceği kesin ama,
”bize yetişmez, biz görmeyiz” deyip teselli buluyoruz.
Tanrı inancı olan bütün dinlerde
dünyanın sonu ve bütün bedenlerin dirilip
mahşerde toplanacağı zamanın adıdır kıyamet...
İnsanların yeryüzündeki yaşamları boyunca
yaptıklarının
hesabını vereceği, iyilerin
ve iyiliklerin
mükâfatlandırılacağı, kötülerin ve
kötülüklerin
cezalandırılacağı zamandır kıyamet.
Yeryüzünün her noktasında dokuz şiddetinde
bir deprem olduğunu ve hayatın tümüyle
durduğunu düşünün. Yüzyıllarca imar etmeye
çalıştığımız her şeyin bir anda hercümerc olmasını,
insanın havsalasının alması da mümkün değil,
kalbinin dayanması da...
Ama olacak... Rabbimiz haber veriyor.
Biz de inanıyoruz.
Allah’a bütün kalbiyle iman eden,
kıyametin olacağına da yürekten
inanan
bir müslümanın, artık
kural dışına çıkması,
kendine yakışmayan işler yapması
mümkün mü?
Değil... Ama, insan yine de hataya düşmekten
kendini alamıyor, yanlışlardan uzaklaşamıyor.
ve dünya hayatının cazibesinden,
onun olumsuz etkisinden bir türlü kurtulamıyor.
Bunu çok iyi bilen Rabbimiz,
kıyametin o dehşetli halini anlattıktan sonra,
aklımızı ve irademizi kullanarak aldanmamamızı,
bu yapmacık, sahte çekiciliğe kendimizi
kaptırmamamızı,
şeytanın tuzağına düşmememizi,
bir kere daha
hatırlatıyor ve ilâve ediyor:
“Allah’ın vaadi haktır, mutaka gerçekleşecektir.”
Ve aynı uyarı, başka bir âyette
aynen bir daha tekrarlanıyor.
*****
Allah diğer varlıklara göre üstün nitelikte
“insan” olarak yarattığı herkese hitaben diyor ki;
EY İNSANLAR !
“Size bunca nîmetler bahşeden
Rabbinize karşı saygılı olun,
O’na karşı gelmekten,
saygısızlık yapmak
tan, kötülüklerden,
Allah’ın yasalarını çiğnemekten
sakının, O’nun
rahmetine sığınıp emirlerine yapışın, günahlardan arınıp,
azaptan korunun, yolunuzu Rabbinizin kitabıyla bulun,
Rabbinize karşı sorumluluğunuzu unutmayın.
Hiçbir ana-
babanın evlâdı adına bir bedel ödeyemeyeceği,
onu kurtaramayacağı, o
ndan fayda göremeyeceği,
evlâdın da anası
babası adına bir bedel ödeyemeyeceği,
o
ndan hiçbir yarar sağlayamayacağı,
onu kurtaramayacağı, herkesin kendi canının derdine düşeceği
o dehşetli
günden korkun, içiniz titreyerek endişe duyun.
Şüphe yok ki,
Allah’ın size âyetlerinde bildirdiği ölümden sonra,
dirilme ve hesapla ilgili her konudaki
vaadi, uyarısı haktır,
gerçektir,
verdiği söz doğrudur, her dediği mutlaka olacaktır.
Sakın süslü
dünya hayatının sahte cazibesi
sizi aldatmasın,
Allah’a kulluktan sizi alıkoymasın! Hele hele o aldatma ustası
kendini beğenmiş,
o yoldan çıkarıcı hilekâr ve düzenbaz dostu
şeytanlar ve şeytanlaşmış insanlar, âyetleri, hadisleri eğip bükerek,
kendilerince farklı yorumlayarak, hatta Allah’ı öne sürerek,
Allah adına
Allah hakkında sizi aldatmasın.
‘Allah nasıl olsa merhametli ve bağışlayıcıdır,
işlediğiniz bütün günahları mutlaka affedecektir’ diyerek
sizi kandırmasın. Şeytanın bu tuzağına sakın düşmeyin!”
( Lokman sûresi 31 / 33 )
*****
EY İNSANLAR !
“Şüphe yok ki,
Allah’ın size âyetlerinde bildirdiği ölümden sonra,
dirilme ve hesapla ilgili her konudaki
vaadi, uyarısı haktır,
gerçektir,
verdiği söz doğrudur, her dediği mutlaka olacaktır.
Sakın süslü
dünya hayatının sahte cazibesi
sizi aldatmasın,
Allah’a kulluktan sizi alıkoymasın! Hele hele o aldatma ustası
kendini beğenmiş,
o yoldan çıkarıcı hilekâr ve düzenbaz dostu
şeytanlar ve şeytanlaşmış insanlar, âyetleri, hadisleri eğip bükerek,
kendilerince farklı yorumlayarak, hatta Allah’ı öne sürerek,
Allah adına
Allah hakkında sizi aldatmasın.
'Allah nasıl olsa merhametli ve bağışlayıcıdır,
işlediğiniz bütün günahları mutlaka affedecektir!' diyerek
sizi kandırmasın. Şeytanın bu tuzağına sakın düşmeyin!”
( Fâtır sûresi 35 / 5 )
NOT :
Koyu renkle yazılan âyet meâli Diyanet İşleri Başkanlığının yayınladığı
“Kur’an Yolu” Tefsirinden alınmıştır.
Açık renkle yazılarak kelimelerin ve cümlelerin genişletildiği bölümler,
bizim yorumumuz değil, okuyucunun daha iyi anlayabilmesi ve kavrayabilmesi için
diğer meal yazarlarının eserlerinden derlenen açıklamalardır.
Faydalı olması dileğiyle...