“Ey İnsanlar!
Rabbinize karşı gelmekten sakının.
Çünkü kıyamet çok dehşetli bir şeydir!”

Bir önceki yazımızda ele aldığımız Lokman 33. âyette
Rabbimiz, kıyametin nasıl olacağını anlatırken,
-herkesin kendi derdine düşmesinden dolayı-
babanın evlâdına, evlâdın da babasına
fayda sağlayamayacağı şeklinde
dehşetli bir tablo çizmişti.

Bir felâket ânında kişinin aklı başından gider,
kimseyi düşünemez, hiçbir şeyi göremez hale gelir,
ve ne yapacağını bilemez şekilde savrulur.
Yaşadığımız bazı olaylarda bu tabloyu görmüşüzdür.
Kıyametin, dünyada karşılaştığımız olaylarla
mukayesesi mümkün olmayacak derecede
ciddi ve önemli bir konu olacağını tahmin etmek
herhalde o kadar zor değil.

Ancak şunu da unutmayalım ki, sözgelimi
farklı bir ülkeye girişte, pasaportumuz varsa,
vizemiz tamsa, istenen evrakımız hazırsa
kontrol merkezine nasıl rahat girersek,
ya da ehliyetimiz, ruhsatımız varsa, arabamızın
sigortası tamsa, muayenesi yapılmışsa,
diğer gerekli belgeler, eşyalar, malzemeler de
yanımızdaysa, trafikteki bir çevirmede
herhangi bir tedirginlik yaşamazsak,
Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından
kaçındığımız takdirde kıyamette de korkacak,
çekinecek bir durumumuz olmaz!

Ama her yerde aranan bir suçluysak,
elbette o kontrolden geçip yakalanmamak
için yapamayacağımız hiçbir delilik yoktur.
Geri dönmek, kaçmak, hatta belki de
rüşvetle falan işimizi halletmek,
aklımıza gelen ilk çareler olacaktır.
Ama Allah’ın kontrolünden aslâ kaçamayız!

Kıyametin anahtarı aslında bizim elimizde.
O kontrol noktasında sorulacak soruların
cevapları veya istenilen belgelerin hazırlanması,
bu dünyada yapacağımız davranışlarla belirleniyor.

O yüzden sürekli Rabbimiz tarafından uyarılıyoruz.
Aklımızı kullansak bize yeteceği halde,
O yine de bize yolumuzu nasıl çizmemiz gerektiğini
bıkmadan, usanmadan öğretmeye, anlatmaya çalışıyor.

Buna rağmen kaçamak yollara sapmaya çalışırsak,
bizi bekleyen tehlikeyi de haber veriyor.
Dünya hayatı, göz açıp kapayıncaya kadar
devam eden kısacık, geçici bir halüsinasyondan ibaret.
Gerçek gibi ama, değil.
Asıl gerçek kıyamette ortaya çıkacak.

O zaman mahcup olmamak, pişmanlık duymamak ve
geri dönüşü olmayan bir çaresizlik yaşamamak için,
yaratıcımızın öğütlerine ve tavsiyelerine dikkat etmek,
elimizden geldiğince uygulamak zorundayız.

Bizden istenen şey aslında çok basit.
Kendimiz, ailemiz, çevremiz, insanlık, toplum
ve dünya için faydalı olan şeyleri yapacağız,
zararlı şeyleri yapmayacağız.

Ama nedense zararlı şeyler -zararlı olduğu için de
yasaklı şeyler- bize hep cazip gelir ve çoğu zaman
bile bile, iyiden, iyilikten, doğrudan, güzelden uzaklaşıp,
yanlışa, kötülüğe yelken açarız.

Küçücük aklımızla sanki her şeyi
O’ndan iyi biliyormuş gibi,
O’na karşı gelmeye,
tavır takınmaya çalışırız. Bundan sakınmamız gerekiyor.
Yoksa kıyamette dehşet bir şeyle karşılaşacağımızı
haber veriyor Rabbimiz ve bizden
tabii ki aklımızı başımıza almamızı istiyor.

*****
Allah diğer varlıklara göre üstün nitelikte
“insan” olarak yarattığı herkese hitaben diyor ki;

EY İNSANLAR !

“İnkâr, itiraz ve isyanınızdan dolayı
Rabbinize karşı gelmekten sakının. O’nun emirlerine yapışın,
günahlardan arınıp, azâbından korunun, sorumluluğunuzun
farkında ve bilincinde olun, O’nun öngördüğü şekilde
yaşamaya çalışın! Çünkü Rabbinizin kanunlarının eseri olarak
kıyamet ânındaki deprem, o müthiş sarsıntı, gerçekten
çok büyük, çok ürkütücü, çok korkunç bir olaydır.
Buna hazırlıklı olmanızda fayda vardır.

Dünyanın sonu olan kıyamet gelip çattığında
onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın
kendi derdinden emzirdiği çocuğu bile
unutacak, her hamile gebe kadın
korku ve dehşetten karnındaki çocuğu düşürecektir.

Ve insanları o gün sanki aklını yitirmiş,
ne yaptığını bilmez, sarhoş olmadıkları halde
sarhoş gibi
yalpalar halde göreceksin.
Gerçekte onlar sarhoş değildirler. Fakat Allah’ın azâbı,
kıyametin dehşeti,
akıllarını başlarından alacak kadar
çok çetin olacaktır. Duyacakları dehşet de
çok zorludur ve bunun şaşkınlığı içindedirler.”
( Hac sûresi 22 / 1-2 )
NOT :
Koyu renkle yazılan âyet meâli Diyanet İşleri Başkanlığının yayınladığı
“Kur’an Yolu” Tefsirinden alınmıştır.
Açık renkle yazılarak kelimelerin ve cümlelerin genişletildiği bölümler,
bizim yorumumuz değil, okuyucunun daha iyi anlayabilmesi ve kavrayabilmesi için
diğer meal yazarlarının eserlerinden derlenen açıklamalardır.

Faydalı olması dileğiyle...