“Ey İnsan!
Seni yaratan Rabbine karşı yanıltan nedir?
O senin her ânını izliyor, her şeyini biliyor!”

Kur’an’da “Ey İnsanlar!” diye başlayan ve yaratıcımızın
bütün insanlara hitabını kapsayan âyetleri ele aldığımız
bu yazı serisinin sonunda, doğrudan tekil olarak
“Ey insan!” diye başlayan âyete geldik.

Aslında tekil, çoğulun içindedir.
Ama Rabbimiz özel olarak her bireye tek tek hitap edip
bir kere daha uyarı yapmayı uygun görmüş sanki.

“Rabbine karşı seni aldatan ve seni
O’ndan uzaklaştıran nedir?”
diye soruyor âyette...
Cevaplaması gerçekten zor bir soru...
Yaratıcımızın bize bağışladığı bu kadar nimetlerden
ve bu kadar uyarılardan sonra, hâlâ O’na inanmak
ve bağlanmak yerine, O’ndan uzaklaşırsak,
belli ki bizi aldatan, doğrulardan
ve gerçeklerden saptıran bir şey var.

Böyle bir durumda bizi kendi halimize bırakmamak için
Rabbimiz nasıl yaratıldığımızı ve “insan” olarak
nasıl şekillendirildiğimizi bir kere daha hatırlatıp
âdeta yaptığımız yanlışı yüzümüze vuruyor.

Bütün bunları dikkatlice düşünüp,
“insan” olarak yaratıcımızın mükemmel bir eseri
ve yaratılanların en şereflisi olduğumuzun bilincine
ulaşmak yerine, hâlâ yeniden dirilişi,
hesaba çekilmeyi, ceza gününü, kısacası ilâhî düzeni
kabullenmeyip yalanlamaya ve inkâra kalkışıyorsak,
bunun aslâ olamayacağına da dikkat çekiyor.

Çünkü her ânımızı, her hareketimizi,
her davranışımızı, her söylemimizi tam tabiriyle
7/24 en ince ayrıntısına kadar görüntüleyen,
kayda alan, tespit eden görevliler var.

Bu yüzdendir ki, Allah her şeyimizi bilir, görür, duyar.
Yani kaçış ve kurtuluş imkânsız. Deliller sağlam...
Kıyamet günü her şey karşımıza çıktığı zaman,
söyleyebilecek tek sözümüz olmayacak...

İş işten geçmeden aklımıza başımıza alsak mı?

*****
Allah uyarılarını görmezden gelerek hâlâ inanamayan
herkese tek tek hitap ederek soruyor:

EY İNSAN!

“Seni yaratan, lütfu, ihsanı, iyiliği, affı bol, sonsuz kerem sahibi,
cömertçe her nimeti sana sunan yüce rabbine karşı,
seni gururlandıran, kibirlendiren, seni isyana sürükleyen
ya da O’nun hakkında seni yanıltıp aldatan,
yanılgıya düşüren nedir? Ne oldu da sen Rabbinden uzaklaştın?
Niçin O’na itaat etmiyorsun da karşı çıkıyorsun?

Hiç düşünmez misin, O rabbin ki seni yoktan var etti,
bir damla sudan meydana getirdi, yarattı,
seni herhangi bir bitki veya hayvan olarak değil,
yaratılış amacına uygun biçimde yaratılanların en şereflisi
insan olarak şekillendirdi, sağlıklı bir beden verdi ve seni
akıl gibi mükemmel bir cevherle donatarak dengeledi.

Bu haliyle terkibini de öyle bir düzenledi ki,
diğer mahlûkattan, yarattığı türlü bitki ve hayvanlardan
çok daha farklı, çok daha özel bir canlı olarak,
tam da seni dilediği gibi tasarlayıp bir “insan” yaptı.

Sana bu şekli verebilen, isterse seni farklı şekle de sokabilir.
Varlığının ve mükemmelliğinin farkında değil misin?

Hayır! Siz gerçeklere boyun eğip kabul ederek inanacak,
insan olarak yaratıldığınıza şükredecek, sadece O’na kulluk
edecek yerde, şu tavrınız ve davranışınızla hâlâ Allah’ın elçisini,
dînini, İslâm’ı, âhireti, yeniden dirilişi, hesaba çekilmeyi,
ceza gününü, ilâhî düzeni inkâr ediyorsunuz, inanmıyorsunuz,
yalan sayıyorsunuz, bu uyarılardan hiç ibret almıyorsunuz.

Yaptıklarınızı bilen gören yok zannedip, hesap verme işini de
yalan sanıyorsunuz. Oysa sizin bu davranışlarınızı gece gündüz
gözetleyen, 7/24 koruyan muhafız melekler, her hareketinizi
takip eden, denetleyen, kayıt altına alan, değerli cihazlar,
görevli, dürüst, güvenilir değerli kâtipler, yazıcılar vardır.

Onlar sizin yaptığınız her şeyin en ince ayrıntısına kadar
farkındadırlar, görürler, bilirler, kaydederler.
Zamanı gelince kıyamet günü,
bu yapılan ve yazılanların hepsi karşınıza çıkacaktır.”
( İnfitâr sûresi 82 / 6-12 )
NOT :
Koyu renkle yazılan âyet meâli Diyanet İşleri Başkanlığının yayınladığı
“Kur’an Yolu” Tefsirinden alınmıştır.
Açık renkle yazılarak kelimelerin ve cümlelerin genişletildiği bölümler,
bizim yorumumuz değil, okuyucunun daha iyi anlayabilmesi ve kavrayabilmesi için
diğer meal yazarlarının eserlerinden derlenen açıklamalardır.

Faydalı olması dileğiyle...