“Ey İnsan!
Dünyada ne kadar çabalarsan çabala,
sonunda Rabbine mutlaka kavuşacaksın!"

Eşinize, dostunuza, çocuklarınıza, yakınlarınıza
kendi bilgi ve tecrübelerinize dayalı olarak
bazı konularda tavsiyelerde bulunmak istersiniz.
Sözünüzü dinleyip yanlışlarını düzeltirlerse
hoşunuza gider, mutlu olursunuz.
Tam tersine uyarılarınıza rağmen yanlışta ısrar ederlerse
karşılaşacakları kötü sonuca üzülürsünüz.

Rabbimiz de bizi dünyaya akıllı bir varlık olarak
getirmiş, iyiyi kötüyü, doğruyu, yanlışı birbirinden
ayırt edebilecek şekilde de bize “akıl” gibi
bir nimet ihsan etmiş.
O da yetmemiş, bizim için
en iyi sonucu verecek şekilde yapmamız,
ve yapmamamız gereken şeyleri de bir bir anlatmış.

Buna rağmen tavsiyelere kulak tıkayıp
hatasında ısrar edenleri görünce, âdeta üzülüyor.
Önceki âyette gördük ki, herkesi tek tek karşısına alıp
sarsarak uyarmak ister gibi, “Ey insan!
Rabbine karşı seni aldatan ve O’ndan uzaklaştıran
nedir?”
diye soruyordu.
Sanki, “sana verdiğim akla ve gösterdiğim
çıkış yollarına rağmen niçin çıkmaz sokaklara
sapıyorsun” diye serzenişte bulunuyordu.

İşte “Ey insan!” diye başlayan bu âyette de
Rabbimiz, bir anlamda “ben elimden geleni yaptım.
Sen de kendi tercihini seçtin.

Sonuçta huzuruma geldiğinde artık, yaptıklarının
karşılığını mutlaka görmek zorunda kalacaksın”
diyor.

Âyette geçen kedh kelimesi, çok çalışmak,
sıkıntı veya zahmet çekmek, bu yüzden yorulmak,
güçsüz kalmak gibi anlamlara geliyor.
Dolayısıyla âyeti hem olumlu
hem olumsuz manada yorumlamak mümkün.


Allah’ın buyruklarına uymak, kötülüklerden,
günahlardan korunmak için zahmet çekmek veya
sıkıntıya katlanmak da insanı yorup güçsüz bırakabilir;
gözü dönmüş bir halde hak hukuk demeden
helâl haram tanımadan dünyanın malına mülküne,
zevki sefasına ulaşmak için gece gündüz uğraşmak da
insanı yorup güçsüzleştirebilir.

Her iki durumda da insan öyle ya da böyle
ömrünü tükettiği için her geçen gün hayatın sonuna,
dolayısıyla Rabbine kavuşmaya yaklaşmaktadır.
Sonuçta kıyamet günü tekrar dirilip
Allah’ın huzuruna mutlaka çıkacak, iyiliğinin de
kötülüğünün de hakettiği karşılığını alacaktır.


Demek oluyor ki, inansak da inanmasak da
Yaratıcımızın kuralları kesinlikle yerine gelecek.
Bizim tek taraflı olarak bu gidişata müdahale etme
şansımız yok. Aklımızı başımıza alıp “hesap verebilir”
bir durumda olmak için gayret göstermeliyiz.

Âyeti “köprüden önce son çıkış” gibi bir uyarı cümlesi
olarak değerlendirmek de mümkündür ve yerindedir.

*****
Allah, tek tek hepimize, kıyamet günü yaptıklarımızın karşılığını almak için
mutlaka huzuruna çıkacağımızı hatırlatarak diyor ki:

EY İNSAN!

““Şüphe yok ki sen inansan da inanmasan da, her geçen gün
Rabbine doğru, hayatın boyunca,
iyilik veya kötülük için büyük bir çaba içinde
farkında olmadan ölünceye kadar, ömrünü tüketirsin;
sonunda öleceksin, sonra tekrar diriltilerek,
yapmış olduğun iyi ve kötü amellerin karşılığını almak üzere
kuşkusuz O’na kavuşacak, huzuruna varacaksın.”
( İnşikak sûresi 84 / 6 )
NOT :
Koyu renkle yazılan âyet meâli Diyanet İşleri Başkanlığının yayınladığı
“Kur’an Yolu” Tefsirinden alınmıştır.
Açık renkle yazılarak kelimelerin ve cümlelerin genişletildiği bölümler,
bizim yorumumuz değil, okuyucunun daha iyi anlayabilmesi ve kavrayabilmesi için
diğer meal yazarlarının eserlerinden derlenen açıklamalardır.

Faydalı olması dileğiyle...